“oh be özgürüm”
15 Haziran 2016
getaway – 2015
8 Şubat 2016

“touch ‘em all”


Zaman’ın değerleri bizi biz olmaktan uzaklaştırırken, bugün yalnızca formlarla ve adlarla ilişkilendiriliyoruz. Birini, bir diğerini, ötekini sadece kendi varlığımızın sağlaması olarak değerlendiriyor ya da bunun için yok saymayı seçiyoruz.
Her şey var. Çok var. Çokluğun içine neyi, kimi, ne için istiflediğimizi bildiğimizi zannederken, takipsiz anlar bize hem kendimizi, hem diğerini unutturuyor. Her şey madde ve form artık. Varlığımızın esas koşulu olan duygu ise, kullanışsız, silik bir iz olarak kaldı ardımızda.
Özgürüz aslında… Özgürlüğün de bir duygu ile harekete geçip kazanıldığını unutacak kadar özgür. İstediğimiz her şey olabilme, herkese ulaşabilme imkanını sağlıyor zamanın koşulları bize. Varlığımızın ilmeğini bir ona, bir diğerine geçirebiliyor, ağımızı büyütüyor, büyütüyoruz. Çok kalabalıklaşıyoruz.
Yaşantımızı bize sunulan çoktan seçmeli beyaz alanda dilediğimizce oynatabiliyor, yeniden ve yeniden inşa edebiliyoruz. Önceden belirlenmiş yerlerine yerleştiriyoruz kalabalıklarımızı.
Bütün bu yeniden başlangıçlara imkan tanıyan beyaz yüzey, sana da oyuna katılma, kendi ağını örebilme imkanı tanıyor şimdi ve burada.
Öyleyse dokun onlara.
Peki, hissedebiliyor musun?
İşleri görüntülemek için aşağı kaydırın.